Dergah-ı Ali

Çay-Çaydanlık-Köşe-Mikrofon-Gazete-Reis-Alim-Çapkın-

14 Apr 2007 için Arşiv

ajdar’a şiyir…

Yazan: ilimirfan Nisan 14, 2007

Ajdar Ajdar Ajdar Ajdar
Senin gidemediğin yol pek dar
Ulan senin yaptığın erkekliğemi sığar?
Sen kimsin ulan dünkü b.k Ajdar
Bırak şimdi çikitayı mikitayı
Arzuladığın şey kızgın bir boz ayı
Sinirlenmişşin belli gelmiş gene adet ayı
Kaçışın yok olm yiyecen sen bu dalgayı

Nane nane dedin milleti eylendirdin
Bu bok kokan nane ile beni çok sinilendirdin
Olamayan beynine yediğin tokat ile gündeme geldin
Şapsal dansınla milleti gülmekten yere serdin

Ajdar sana koyan koymuş birde Bülent Ablan koysun
Seni tüm Türkiye’nin önünde muz gibi soysun
Şempanzeye benzeyen suratını bir güzel oysun
Eh nihayetinde sende onun gibi bir topsun

Ajdarım sen gündemde baya bir kaldın
Söyle bakayım hangi zengin iş adamıyla yattın?
Bundan sonra GayAjdoş’tur senin lakabın
Bir an önce (GayLiveParty) üyesi olmalısın

Oh be Ajdar buldu sonunda yolunu
Merak etme olm temizlerler arkandan b.kunu
Senin gibileri yakmalı,yıkmalı,asmalı topunu
Dikkat et delik deşik etmesinler o narin poponu

Ajdar senin gibiler barınamaz bu alemde
Ama maalesef narin poponun namı heryerde
Sonunda milletin aklı başına geldi son tahlilde
Narin popona bastılar tekmeyi büyük bir hevesle

Hadi ulan defol git boklu çukuruna
Sakın ola kanca taktırma o koca burnuna
Karanlık sokaklara dikkat,geçmesinler ırzına
Azrail gelir elbet kara paraları tıkar ağzına

Yaptığını zannettin büyük bir vurgun
Ajdar uzun gecelerden sonra çok yorgun
Yaparlar elbet senin çalıştığın genel evede bir soygun
Duyduğuma göre Ajdar ın işler bu ara baya bir durgun

Bu sana son sözüm olsun Gay Ajdoş
Senin koca saksının içi bom boş
Olursun erkek arkadaşlarınla oynaşınca bir hoş
S.kt.r g.t ulan burdan zarı patlak Nonoş.

Yazı kategorisi: Güncel Dergah Olayları | 2 Yorum »

ajdar’a şarkıı

Yazan: ilimirfan Nisan 14, 2007

Yazı kategorisi: Güncel Dergah Olayları | 1 Yorum »

Türkan Saylan, çocukların namaz kılmasını değil, bale yapmasını istediklerini söyledi.

Yazan: ilimirfan Nisan 14, 2007

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkanı Türkan Saylan, Türkleri barbarlıkla suçladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Yerleşkesi’nde ‘Türkiye’mizin çağdaşlaşma sürecinde laiklik’ konulu toplantıda konuşan Saylan, Türk milletinin tarih boyunca hep yakıp yıktığını öne sürdü.

Bunun bir alışkanlık haline geldiğini iddia eden Saylan şöyle konuştu: “Biz Türkler hep akın etmişiz; yakıp yıkmışız, başkalarının yaptıklarını yakıp yıkmışız. Şimdi kendi yaptıklarımızı yıkıyoruz. Nedir bu alışkanlık. Biz yakıp yıkmak için var değiliz. Biz yaratmak, geliştirmek ve çağın üstüne geçmek için varız.”

Atatürkçü Düşünce Derneği’nin 14 Nisan’da düzenleyeceği mitinge destek talebinde bulunan Saylan, “ÇYDD olarak 14 Nisan’da Ankara Tandoğan’dayız. Yozlaştırmaya çalışanlar olacaktır. Aramızdan da çıkacaktır. Çağdaş, laik ve demokratik bir Türkiye’nin devamı için yapılması gerekenleri yapalım. Sesimizi duyuralım. Bir kişi bin kişiye, bin kişi binlerce kişiye ulaşabilir.” şeklinde konuştu. Çocukların namaz kılmasını değil, bale yapmasını istediklerini dile getiren Saylan, şunları söyledi: “Türkiye’nin bölünmesine, ırkçılığa yönelmesine, binlerce yıl öncesinin Arap ve İran âdetlerinin gelmesine karşıyız. Çocuklarımızın sıra üstünde namaz kılmasını değil bale yapmasını istiyoruz. İnancın insanların iç dünyasında saklı olmasını istiyoruz.”

Konuşmasında Gençlik Korosu’nu yöneten müzisyenin isminin Muhammed olmasından yakınan Saylan, “Gençlik Orkestrası’nı yaratan ve yöneten arkadaşımızın ismi Muhammed. Düşünebiliyor musunuz buradaki ironiyi?” yorumunu yaptı. Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler nedeniyle Türkiye’yi zor günlerin beklediğini savunan Saylan, seçime katılacak partilerin sembolleri ile dalga geçti. Saylan şunları söyledi: “İnsanlar okuma yazma bilmesin ki parmak bassınlar. Seçim kâğıtları at, eşek, arı ve kuşlarla dolu. Bilinir ki okuma yazma bilmeyen çoğunluktadır ve onlar ancak parmak basarak oy verirler. Onların ağaları, tarikat reisleri çağırır ve biz ata, eşeğe, arıya ya da kuşa oy vereceğiz derler. Böyle bir topluluk nasıl kalkınır? Böyle bir topluluk cahil bırakılmıştır. Bizi yönlendirmek isteyenlere, bizi koyun sananlara karşı dikkatli olalım. Bu ülkedeki insanları siyah-beyaz diye ayırmak, vatansever veya vatan sevmeyen hain diye ayırmak kimin haddine’”

 A. TURAN ALKAN

t.alkan@zaman.com.tr Yorumlar

Ah hocaanım ah!..

Ah hocaanım ah, anlamazlar ki bunlar! Boşuna konuşuyor, nâhak yere kendinizi helâk edip gülden nâzik âsâbınızı yıpratıyorsunuz. Yazık size yazık! Bu memlekette Burhan Altıntop’lar -tüh dilim yansın “çağdaş bilim kadınları” diyecektim- kolay yetişmiyor. Sizin yaptığınız, hâşâ huzurdan yem torbasını gül yapraklarıyla doldurmak.
Ne lüzum var hanımefendi? Boca edeceksiniz pancar küspesini, biraz da arpa kırığı katacaksınız içine; kıtır kıtır kesecekler (“kesmek” tâbirini kırsal anlamda kullanıyorum, mâlum, “yem kesmek” diye bir tâbir vardır ya, ona telmihen!)Harb-i umumi ertesi, orta mektep talebesiyim. Uzun teneffüste herkes dışarı çıktı, mânâsız oyunlarla mektebin bahçesinde (mektep deyince aklıma hep “mektebin bacaları” türküsü gelir nedense hocaanım; ille de Muazzez Türing hanımefendi okuyacak!) kendilerini yorarken, ben ise bizzat tâ o günlerden ilerici arkadaşım (ilerici olduğunu şuradan anlamıştım; oturduğunda yüzü, ayak parmaklarının gösterdiği istikamete, yani ileriye doğru dönüktü) Mükerrem ile sıraların üstüne çıkıp bale yapmaya başlamış idik. Ayağımızda kara lastikten Gızlıvat ayakkabıları… Biz öylecene Kuğu Gölü’nün 2. faslındaki (mâlum-ı âliniz “The City Park” olarak bilinir bu kısım) erkek kuğuların dansındaki figürleri temrin etmekteyiz; derken,

-Nedir lan bu rezalet, görgüsüz köylüler! diye barbar bir haykırışla, zalim bir avcının okuyla vurularak göklerden yere düşen kuğular gibi süklüm püklüm, başmuavin Tangut Bey’in karşısında buluverdik kendimizi.

Uzatmayayım hocaanım, mektebin disiplin kurulu neticede bize birer hafta uzaklaştırma cezası kesti. Gerekçesini duysanız, gülmez ağlardınız; meğer Kuğu Gölü balesinde erkek kuğular, zarafet yerine saldırganlığı temsil ettikleri içün çıplak ayakla dansederlermiş. Başmuavin Tangut Bey, Mükerrem’le benim Gızlıvat lastiklerle sıralar üzerinde dans edişimize o yüzden pek öfkelenmişler. Bizi, “balenin ruhunu öldürdünüz ulan, kültürsüz mürtecîler, ah n’olaydı İstiklâl Mahkemeleri lağvedilmeseydi de sizin sülâlenizi cümleten sürüm sürüm sürüseydik” diye döğmekten beter ettikten sonra cezamızı kestilerdi.

Valla çok haklısınız hocaanım, bu millet adam olmaz; baleden anlamaz, opera seyretmez, çok sesli musiki tegannîsini yirmilik çiviyle çaksanız bir yerlerinde durdurmaz, o’ssaat yere düşürüverir.

O günden sonra Mükerrem’le ben baleyi bırakıp, kahrımızdan namaza başladık hocaanım. Zaten karşı devrim de ipini kırmış ilermekte! “Namaz kılanlara ayda beş lira harçlık veriyorlarmış” diye duyduktu, meğer aslı yokmuş, kimse beş kuruş vermedi fakat namaza böylece alıştık gitti. Mükerrem bir ara, “yahu gel baleye yeniden başlayak” dedi, fakat garibimin boynu yana ve geriye dönmediği için temel figürleri yapamıyordu; onun hayatı böyle kaydı. Ben ise bir çift bale pabucu alacak parayı denkleştirene kadar yaşım bilmem kaçı bulmuş idi…

Bu hikâyeler acı fekat hakiykattir hocaanım; kazatada beyanatınızı okudum; işte nihayet benim hâlimi anlayan bir ehl-i bilim çıktı diye memnun ve mesrûr oldum. Hocaanım hocaanım, bunlar göğü yıldızdan, yeri kesekten tanıyan bir cem’i gafirdir. Birleşik pusulasında afbuyrun fil, eşek resmi görmeden fırkalarını bile tanımazlar; öyle olduğu içün ne müzenin, biyenalin yolunu bilir, ne de mitinge giderler ama “tavuk kanadıyla mangalda cızbız yapacağız, hadin seyrana gedek” deseniz koşa koşa seğirtirler.

Aslına bakarsanız hocaanım -aramızda kalsın- bu Türklere ekmek-soğan verende kabahat; bin küsür yıldır Arap-İran âdetlerinin peşine takılıp ööylecene şeyedip gidiyorlar. Bunlara bir öğün sopa atacak, ikinci öğün çağdaşlık dersi vereceksin; üstelik kitabın arasına darı, bulgur koymazsan okumazlar bunlar hocaanım, mâlumunuzdur!

İçim pek dolu bu mevzuda hocaanım, daha çok yazar idim fakat ikindi ezanı okunmakta el’an! Şu vaktin borcunu edâ edeyim, dertleşmeye bilahire devam ederiz inşaallah!

14 Nisan 2007, Cumartesi

Yazı kategorisi: Güncel Dergah Olayları | » yorum bırak;