Zülfü Livanelinin yazısı okuyun bakalım yorun bakalım
Yazan: bobolican Nisan 25, 2007
Birleşen kazanıyor, bölünen kaybediyor
Yazan: Zülfü LİVANELİ on Nisan 25,2007
Bir iki ay önce arkadaşlarımla Cumhurbaşkanlığı konusunu tartışırken demiştim ki: “AKP bu konudaki verileri bir bilgisayara yüklese ve kendileri açısından en iyi çözümü sorsa Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı, Tayyip Erdoğan’ın başbakan olması gerektiği cevabını alır. AKP açısından ideal olan durum budur.”
Ve hemen eklemiştim:
“Ama işin içinde insan egosu olduğu için bu çözüme pek ihtimal vermiyorum.”
İtiraf etmeliyim ki; AKP beni yanılttı ve başından beri sergiledikleri dayanışmayı burada da gösterdiler.
İşin bu boyutu çok önemli.
Ve günün en yakıcı sorusu şu: Kendilerine Atatürkçü, laik, solcu, çağdaş vs. diyenler niye bu kadar sevgisiz, kıskanç, birbirine düşman?
Buna karşılık AKP çevreleri niçin birbirine bu kadar sıkı sıkıya bağlı?
İşte Türkiye’yi bir büyük dönüşümün eşiğine getiren ve türbanın köşke çıkması noktasına sürükleyen gelişmelerin sırrı bu soruda gizli!
Meclis’e gidiyorsunuz: CHP’li milletvekillerinin yüzünden düşen bin parça, birbirine selam vermeyen, koridorda gördüğü zaman yolunu değiştiren pek çok kişi var.
Konuştukları zaman kasılmış bir ağız ve gevrek bir ses tonuyla: “katılımcılık, demokrasi” filan gibi birkaç klişeyi dile getiriyorlar ama temel unsurları sevgisizlik, kıskançlık.
Birbirinden nefret!
Diğer “sol” partilere bakın. Başkanlar birer derebeyi gibi “küçük aşiretlerin” başında olmayı, posterlere, otobüslere resimlerini bastırmayı marifet sanıyor. Hayatta kendi gücüyle başaramadığı bir şöhrete sahip olmaktan, partinin sırtına binerek egosunu tatmin etmekten başka bir derdi yok.
Bir de “öteki taraf”a bakın.
AKP’yi kurdukları zaman Bülent Arınç, Abdullah Gül gibi isimler milletvekili.
Gül kendi partisinde genel başkan adayı olup, delegenin yarısının oyunu almış. Siyasi yasağı yok, dil bilir. Arınç da Gül de Erdoğan’ın ağabeyleri. Kaldı ki Erdoğan siyasi yasaklı, seçime bile giremiyor.
Ama sıra genel başkan belirlemeye geldiği zaman Arınç da Gül de “Hayır!” diyorlar “Bu kardeşimiz halkta daha çok ilgi görüyor. Onu genel başkan yapmamız gerekir.”
Siz böyle bir davranışı Deniz Baykal’dan ya da öteki “solcu”lardan bekler misiniz?
Acı acı güldüğünüzü görür gibi oluyorum.
Haklısınız, gülünç bir soru sordum.
Neyse AKP macerasına devam edelim:
Seçimler sonucunda Abdullah Gül başbakan oluyor, sonra koltuğunu Erdoğan’a devrediyor.
Şimdi de Erdoğan, yardımcısını Cumhurbaşkanı yapıyor.
Arınç buna itiraz etmiyor ve AKP içindeki herkes sarılıp birbirini tebrik ediyor.
İşte sır burada.
Dünyanın her yerinde sol dayanışmacı, sağ bireycidir.
Türkiye’de ise durum tam tersi.
Solun bencilliği, düşmanlığı, küçük düşünmesi ve kıskançlığı karşısında, dayanışmacı bir hareket Türkiye’yi ele geçiriyor.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde yeni ve çok önemli bir sayfa açıldı.
Eğer siyasal İslam bu dayanışmayı sürdürür, laikler de amip gibi bölünmeye devam ederlerse; emin olun bugünleri de arayacağımız noktalara gelmemiz çok yakındır.
25/04/2007 vatan
dengesiz demiş
öncelikkle selamun aleykum sayın livanelinin yazısını tüylerim diken diken okudum bravo gerçekleri söylemekte onurlu bir davranıştır biraz geç olsada ayrıca yahya hocam ben bu cumhurbaskanlığı konusunda saygıdeğer fatma ablamızın abdullah gül hakkında yorumunu merak ediyorum ve gerçekten çok garip insan sevdiğinin yanın da olamıyo ne kadar çok birbirlerini sevselerde neyse çok uzattım görüşmek üzere
yakup demiş
gercekten tbrk ler adam yazmıs hakkını verelim dimi
güneş yalman demiş
ben siyasetle pek ilgilenen hatta pek anlayan biri değilim fakat sayın zülfü livaneli’nin yazısını okudum, ne kadar doğru na kadar yerinde tespitler. aslında her bir vatandaş bunun farkında fakat görmeyi istemek gerek. sayın Züfü Livaneli aklınıza sağlık…
hasanhüseyincelebi demiş
zülfü livanelinin söylediği şeyler bilinmedik şeyler değil…bu tür şeyler halk arasında hep konuşulur ve tartışılır fakat ilk defa bir siyaset adamından bunları duymak beni çok sevindirdi fakat aklıma bir soru da takılmıyor değil…neden şimdi??..niye bu kadar bekledi?..neden seçimlerden sonra?..mademki işin sırrı bu kadar basit zülfü bey seçimlerden önce bu sorunu parti içinde dile getirip müzakeresini yapamadınız..?..bence o da birilerini(deniz baykal) zor durumda bırakmak için bu açıklamayı yapıyor belkide yazısında dediği gibi kıskanıyodur veya başka bir şeyler vardır bilmiyorum…ama solun bu ülkede başarısız olmasının nedenleri sadece bunlarla sınırlı kalacak kadar basit değil.. dikkat edin bu ülkeye hizmet eden veya çabalayan halkla iç içe politikası güden hep sağ partilerdir..ayrıca ak partide olan dayanışma, demokrasi geleneği islam anlayışının bir uzantısıdır çünkü bu geleneğe göre bir müslüman kendisi için ne istiyorsa baska müslüman içinde aynı şeyi istemeledir..belkide CHP de bu mayanın olmaması en önemli etkendir..
meehmett demiş
hasanhüseyinçelebi sen zülfü livanelinin yazısının tarihine bakarsan iyi olacak gibi geliyo bana:=)